1900’lü yılların başında kurulan ve kendilerine kelime anlamı olarak yükledikleri “büyüklük” misyonunu olması gerektiği gibi değil, güç kelimesi ile birleştirerek kendilerinden olmayanları dışlayan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın işleyen çarklarının dişlilerini bozan, boş yolda giden arabalarının tekerini patlatan asi çocuktu Trabzonspor.
Birbiri ardına yılları kovalayan şampiyonluklarla, futbolun evrensel kurallar ve adalet çerçevesinde oynandığında güçlünün değil hak edenin kazandığı bir oyun olduğunu herkese gösterdi.
İlk başlarda “şanstır” diyerek birgün bu fırtınanın dineceğini düşünen futbolun tekelini oluşturan sacayakları peşi sıra gelen şampiyonluklardan sonra artık bu işe el atmaları gerektiğine karar verirler ve bu yükselişin önüne taş koyarlar.
Artık futbol sahada değil masada oynanmaya başlanmıştır.
Güçlerini kaybettiklerinde bir daha toparlanamayacaklarını düşünen küresel futbolun kendilerini padişah ilan edenleri, el birliğiyle bu fırtınayı durdurmak için Türk futbolunun önüne set çekmeye başladılar.
Bunun için yıllardır Türk futbolunun Avrupa’da hata dünyada başarılı olması için saniyeleri sayarak geçirdi yılları bu futbol camiası.
Trabzonspor’un önünü kesmek için Türk futbolunu yok etmeyi göze aldılar. İşte o günlerde Barcelona’ya, Liverpool’a, Lyon’a ve daha nicelerine karşı kazanılan zaferlerin dışında Avrupa takımlarına karşı fark yemeden mağlup olmayı başarı olarak saydıkları gibi, alınacak bir beraberlik için saniyeleri dakikalar hatta saatler gibi değerli göstermeye çalıştılar.
İşte o gün bugündür Türk futbolunun yabancı takımıdır Trabzonspor. İhtiyaç olduğunda kullanılan, işlerine gelmediğinde ise dışlanan bir takım oldu Trabzonspor.
İşte o gün bugündür Türk futbolunun zencisidir Trabzonspor. Aşağılanıp, hor görülebilecek, ırkçılık gibi dışlanabilecek bir takım oldu Trabzonspor.
Ve son yıllarda önündeki taş yığınlarını yerle bir ederek, masa başında futbolu yönetenlere karşı sahada emek vererek zirveye çıkmaya başladı, ancak yine önü kesildi Türkiye’nin yabancı takımı Trabzonspor’un…
Ne kadar savaşırsa savaşsın “sen zencisin, sen yabancısın” dediler, şampiyonluklarını, sevinçlerini, mutluluklarını çaldılar, hakkını aradığı için hain ilan ettiler.
Ne kadar başarısız olurlarsa olsunlar kendinden olanları çağırdılar hep.
İşte onun için senin bu Türk milli takımında yerin yok Yusuf Yazıcı.
Üzülme, yolundan asla dönme Yusuf Yazıcı.
Çünkü sen bu ülkenin yabancı takımının yabancı oyuncususun.
Çünkü sen masa başında oynanan futbolun sahada kazanan tek takımının oyuncususun.
Çünkü sen sistemin ve güçlünün yanında değil, futbolun adil ve emek verilerek kazanılan bir oyun olduğunu düşünen bu dışlanmış coğrafyanın toprağının taşlanan meyvesisin.
Sahada verdiğin emeğe yabancı olan bu milli takımda senin yerin yok.
Bu futbol düzeninde senin milli takımın da Trabzonspor’dur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol